Select Page

Neden Teröre Karşıyız

Neden Teröre KarşıyızScore 92%Score 92%
İSMET ŞAHİN

11 Eylül ABD ‘deki elkaideci terör saldırılarından sonra, aynı günün gecesi çevirip, bröşür olarak Praksis yayınevinde bastığımız bu Trosky’e ait bu metnin çevirisinin temel önermelerine hala katılıyorum. Terörizm karşısında tutumumuz “amasız” net ve açık olmadır. Terör insanlık suçudur. Ondan nefret eder ve açıkça teröre karşı dururuz.

Değil sadece silahlı/bombalı terör biçimlerine biz kadından çocuğa, farklı ulus ve kimliklerden insanlara, doğaya ve diğer tüm canlılara karşı geliştirilen fiziki, psikolojik, kültürel, toplumsal ve yaşamsal her türlü baskıyı terör olarak görür ve karşı çıkarız.

MARKSİZM VE TERÖR

Trotsky

Amerika da, Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon’a yapılan yıkıcı saldrı “vahşi teröristler” gibi sorumluları suçlamak için politikacıların “insan yaşamının kutsallığı” adına zorla birleştirmiş gözükmektedir.

Sosyalist işçi gibi salı günü baskıya giden medya bu saldırıları orta doğuda konumlanmış guruplar tarafından yapıldığını ileri sürüyor du. Doğru olup olmadığını bilmiy­oruz. Fakat sorumlusu kim olursa olsun, sosyalistler açık bir tutumdadır. Biz şiddetten nefret ederiz ve sivil­lerin gelişi güzel bombalanmasına karşı koyarız.

ABD başkanı Bush, Tony Blair gibi politikacılar ve medyanın çoğu farklı bir tutuma sahiptir. Bunların hepsi gerçekte hava saldırıları ve sivillerin kitlesel katliyam- larına, gelişi güzel bobbalamalar yaparak ve bunu cesaretlendirerek, göz yummakta oldukça memnundur.

Amerika son on yıl boyunca Irak, Somali, Sirbistan ve başka yerlerde hastaneler, fabrikalar ve okullar binlerce masum insanı -bir çoğu öldü – bombaladı. Aynı zaman­da Tony Blair İngiliz uçaklarını Sirbistan ile Kosovayı bombalamaya yolladı. Sivviller ve mülteciler öldü.

Gerçek, Buch ve Bleir Gibi politikacılar için terörizmin bir çeşidinin -ABD ve İngiltere gibi büyük emperyalist güçlerinin vahşi devlet terörünün- adalet dağıttığı dır, fakat sonuç olarak ezziyet çekilen onların terörü değildir. Sosyalistler bu iki yüzlülüğü rededer ve tamamen farklı bir yaklaşım kabul eder. Bizim görüşümüz Rus devrim­cisi Leon Trotsky’nin tşrörizim üzerine yazılarında toplanmıştır.                1

Her nekadar 80 yıldan fazla bir zaman önce yazılmış olsada, Trotsky’nin yazıları paha biçilmez bir rehper olarak durmaktadır. Herşeyden önce Trotsky yönetici­lerimizin iki yüzlülüğüyle parlak bir şekilde mücadele etti. Sosyalistler diyor Trotsky, “insan yaşamının ‘mutlak değeri’ hakkında ağır başlı açıklamalar yapan, herhangi bir terörist saldırıya tepki veren, ahlakçılar ile hiç bir ortaklığa sahip değildir.

“Bunlar milyonlarca insanın kendi mutlak değerleri adına -örneğin ulusların namusu yada hükümdarın prestiji için- savaşın cehennemine itmeye hazır olan ve dolayısıyla diğerleriyle aynı türden insanlardır” Trotsky aynı zamanda tererörizmin kendi yöneticilerimizin baskı ve eziyetinden dolayı meydana çıktığını anlamıştı. “Biz ümütsizlik ve öç alma isteğinin sadece bu türden sarsıcı eylemleri kaçınılmaz kıldığını şüpeye yer bırakmayacak şekilde anladık”, diye yazdı.

Fakat bireysel öç alma bizi tatmin etmez, diyordu Trotsky. Dahası, değişimin politik bir stratejisi olarak Marksizm terörizmin ‘uzlaşmaz karşıtıdır’. Hükümetin bakanlarından belirli biri ya da onların ordusu, gizli servisleri ya da gücünün senbolleri terörist hedefler ola­bilir.

Fakat sosyalistlerin savaştığı sömürü tek bir bakanı ya da hatta belirli hükümetlerin ürünü dahi değildir.

Sömürü, toplumdaki baskı ve haksızlıklar, toplum için­deki belirli bireylerin değil ekonomik sistemi kapitalizm olan bir dünyanın ürünüdür. Bununla beraber vahşi ve korkuç olabilir.

“Kapitalist devlet kedisini hükümet bakanları üzerine kurmaz ve onlarla beraber tasfiye edilemez. Burjuvazi ona hizmet eden yeni insanlar daima bulacaktır” diye yazıyordu Trotsky.

Tererörizmin eylem yöntemleri son derece sınırlı etk­ilere sahiptir. Trotsky şöyle açıklar: “patlamanın dumanı uzağa dağılır, panik ortadan kalkar, öldürülen bakanın halefi onun yerini alır, yaşam yeniden eski tekerlek izine yerleşir ve kapitalist sömürünün tekerleği daha önce olduğu gibi döner -ancak polis baskısı daha vahşice ve arsızca büyür.”

Bundan da anlaşıldığı gibi dünyayı baskıdan ve haksızlıktan kurtarmak sadece belirli bakanlara süikast ya da orduyu veya diğer hedefleri havaya uçurmayı gerektirmez, fakat kapitalist sistemin kendi sömürüye dayalı köklerini tahrip etmeyi gerektirir.

Sadece güç ile zorlama yapmak işçi sınıfının kollektif yeteneğidir.

Trotsky “bir grevin, mütevazi ölçüde olsa bile, işçilerin kendilerine olan güvenini arttırma, sendikal gelişme ve seyrek olmamakla birlikte, üretim teknolo­jisin de bir gelişme türünden sosyal sonuçları vardır” diyordu. Bunun aksine terörist eylem ‘kitleler adına’ yapılır.

Bireysel teröristler yada terörist gruplar bir bomba yerleştirmek bir eylem düzenlemek ya da bir devlet lid­erine süikast yapmak için arkasında kendisini destek- liyecek kitlelere ihtiyaç duymaz. Tersine, terörist eylem­ler kendilerini kitle yerine koyacak bir azınlık tarafından bir girişim olarak ortaya çıkar. Bazı zamanlar terörist gruplar önemli bir düzeyde destek kazanır. Örneğin H- Blok açlık grevleri için yürütülen kampanya sırasında 1980 lerin ilk dönemlerinde Prvisional İRA bu durum­daydı. ABD ve Avrupa da düzenlediği eylemlerle bütün Ortadoğu da ve sıradan Filistililer arasında kitlesel destek bulan Ortadoğuda ki gruplar için bu kesinlikle doğrudur. Bu desteği anlamak kolaydır. Filistinliler geçen yıl boyunca Amerika tarafından korunan İsrail tarafından sürekli öldürücü saldırılara maruz kalmıştı. Hatta daha önce ABD desteğinde İsrailli Terörün son dönemlerinde Filistinliler yarım yüzyıl boyunca İsrail ve ABD nin eli altında zorla göçe, şiddete ve katliama maruz bırakıldı.

Çaresizlik duyan bazı insanların misilleme ve sert ve ani saldırlar yapmayı herhangi bir şekilde mümkün görmelerine şaşmamalı. Fakat silahlı ya da terörist grup destek kazansa bile bu kitlesel destek terörist grup tarafından kendi gerçek mücadeleleri için bir arka zemin olarak görülecektir. O mücadeleden geriye sadece terörist eylemler kalır. Ve o eylemler -örneğin bir saldrının planlanması, silahların sağlanması ve bom­banın yerleştirilmesi sadece gizli, küçük bir azınlık tarafında meydana getirilir.

Bu terörist suikast ya da bombalama aynı zamanda işçi sınıfı saflarında da özellikle sıradan insanlar yara­landığı ya da öldürüldüğünde, derin karışıklık meydana getirebilir. Dahası der Trotsky bireysel terörizm “kitlelerin rolünü kendi biliçlerinde küçültür.” Trotsky sorar “birinin amacına ulaşması için bir tabanca edin­meği yeterli ise sınıf mücadelesi için çabalamaya ne gerek var? Bir yüksük dolusu barut ve küçük bir grubun liderliği düşmanı boynundan vurmaya yeterli ise bir sınıf örgütlenmesine neden gereksinim duyalım?”

Terörizm sadece sömürüye karşı mücadelenin farlı bir metodu değil, fakat aynı zamanda sosyalizm için verilen mücadeleleyede karşı çalışır. Trotsky şöle açıklar; “halkın sopaları ve tırmıklarına karşılık tek tek kahramanların silahları, barikatlara karşılık bombalar – terörizmin gerçek formülü işte budur.

Sosyalistler, işçilerin kendi konturolü altında olan ve toplumun doğrudan kendi çıkarları için çalıştığı bir toplum çeşidi için savaşırlar. Böyle bir toplum küçük bir azınlığın eylemleriyle kurtarılmış olamaz. Ama ancak işçilerin doğrudan kendi kitlesel etkinliğiyle yavaş yavaş gelişmiş olabilir. Dahası devrimci mücadelenin gelimesi ile işçiler kapitalist sistemin bütün gerici ideolojisini atmaya başlar. Ve Kari Marks’ın belirttiği gibi “yeniden bir toplum kurmanın koşullarını hazırlar.”

Bu nedenle devrimin kendisi kendi yaşamları ve çalışan toplumun kendi yeteneklerine güvenen işçiler hazırlamanın önemli bir bölümüdür. Sosyalistler kendi sömürücülerine karşı verdikleri mücadelede işçi sınıfı ve ezilenlerin şiddet kullanacağını red etmez. Biz yönetici sınıfın bütün kendi gücünün, zenginlik ve ayrıcalıklarını bir mücadele olamksızın bize vermeceklerini biliyoruz. Sosyalistler için mücadele bireyler yada elit gruplar tarafında yürütülemez, ama ancak işçi sınıfı ve ezilen yığınların kollektif eylemleri ile yürütülür.

“Biz yönetici sınıfın bütün kendi gücünün, zenginlik ve ayrıcalıklarını bir mücadele olamksızın bize vermeceklerini biliyoruz. Sosyalistler için mücadele bireyler yada elit gruplar tarafında yürütülemez, ama ancak işçi sınıfı ve ezilen yığınların kollektif eylemleri ile yürütülür.”

TROTSKY

MARKSİZİM NEDEN TERÖRE KARŞIDIR

Sınıf düşmanlarımız bizim terörizmimizden şikayet etme alışkanlığındadırlar. Ne kastettikleri ise pek belli değildir. Proletaryanın sınıf düşmanlarının çıkarlarına karşı yönlendirdiği bütün eylemleri terörizm olarak etiketlemekten pek hoşlanırlar. Grev onların gözünde terörizmin birinci metodu. Grev tehdidi, grev gözcülüğü, köle çalıştırıcı bir patrona ekonomik boykot, kendi safımızdaki bir haine manevi boykot bunlar ve daha bir çoğu onlara göre terörizm dir. Eğer terörizm düşmanın içinde korku uyandıran ya da ona zarar veren her tür hareket olarak anlaşılıyorsa, o halde elbette bütün sınıf kavgası terörizmden başka bir şey değildir. Ve tek sorun, kanunlarıyla, polisiyle ve askeriyle bütün devlet aygıtı kapitalist terör araçlarından başka bir şey değilken, burjuva politikacıların proletarya terörizmine karşı infiallerini böyle ortaya dökmeye hakları olup olmadığıdır!

Bununla beraber, terörizm dolayısıyla bizi kınadıklarında, her zaman bilinçli olmasa da, bu kelim­eye dolaylı, dar bir anlam kazandırmaya çalışıyorlar. Örneğin işçilerin makinelere zarar vermesi, bu kelimenin tam manasıyla terörizmdir. Bir işverenin öldürülmesi, fabrikanın yakılacağı ya da sahibinin öldürüleceği tehdi­di, bir bakana karşı silahlı saldırı teşebbüsü bunların hepsi tam ve gerçek anlamda terörist hareketlerdir. Bununla beraber, uluslararası Sosyal Demokrasinin gerçek yapısı hakkında fikir sahibi olan biri, bu çeşit terörizme karşı olduğunu ve uzlaşmaz biçimde karşı olacağını bilmelidir.

Neden?

Grev tehdidiyle ya da greve giderek ‘terör’ yaratmak sadece sanayi işçilerinin yapabileceği bir şeydir. Grevin sosyal önemi ilk önce etkileyeceği işletme ya da sanayi kolunun büyüklüğüne, sonra da eylemin içinde yer alan işçilerin organizasyon, disiplin ve eyleme hazırlık dere­celerine bağlıdır. Bu ekonomik olduğu kadar siyasi grev içinde geçerlidir. Grev proletaryanın modern toplumda­ki üretici rolünden doğan bir mücadele yöntemi olmaya devam eder.

Kitlelerin rolünü küçültür

Kapitalist sistem gelişmek için parlamenter bir üst yapıya ihtiyaç duyar. Fakat modern proletaryayı politik bir azınlık mahallesine atamayacağı için, er ya da geç işçileri parlamentoya kabul etmek zorundadır. Seçimlerde, proletaryanın kitle yapısı ve politik gelişim düzeyi sosyal ve her şeyden önce üretici rolünün belirle­diği nicelikler kendilerini ifade eder.

Grevde olduğu gibi seçimlerde de, mücadelenin yön­tem, amaç ve sonucu sosyal role ve sınıfsal gücüne bağlıdır. Sadece işçiler bir^grev yönetebilir. Fabrikanın mahvettiği ustalar, sularını zehirlediği köylüler ya da yağma meraklısı lümpen proleterler makineleri parçalar, fabrikayı ateşe verir ya da sahibini öldürebilir.

Sadece bilinçli ve organize işçi sınıfı parlamentoya proletaryanın haklarını koruyacak bir temsilci göndere­bilir. Fakat, seçkin bir görevliyi öldürmek için arkanızda organize kitleler olması gerekmez. Patlayıcı yapma yön­temlerini herkes elde edebilir ve bir tabanca her yerde bulunur. İlk olayda yöntemleri ve yolu geçerli sosyal düzenden doğan sosyal bir mücadele vardır; ikincisinde ise her yerde – Çin ya da Fransa- aynı bir mekanik reaksiyon vardır, dıştan vurucu görünen (cinayet, pat­layıcı vs) fakat sosyal sistem içinde zararsız.

Küçük de olsa bir grevin sosyal sonuçları vardır: işçilerin kendine güvenini arttırır, sendikayı büyütür ve üretim teknolojisinde iyileşmeye bile yol açar. Bir fabri­ka sahibinin öldürülmesi sadece polisleri işe katar, mal sahiplerine sosyal açıdan hiç bir şey ifade etmez. Bir terör girişiminin ‘başarılı’ olup egemen sınıfı karıştırması somut politik durumlara bağlıdır. Her durumda karmaşa kısa sürer, kapitalist devlet, hükümet bakanlarına bağlı değildir ve onlarla beraber yok edilemez. Hizmet ettiği sınıflar daima yeni kişiler bulur; mekanizma sağlam kalır ve işlemeye devam eder.

Fakat terör girişiminin işçi kitlelerine verdiği karışıklık daha derindir. Eğer hedefine ulaşmak için bir tabanca edinmek yeterliyse, neden sınıfsal mücadele çabaları? Az miktarda barut ve büyükçe bir kurşun düşmanı boy­nundan vurmaya yeterliyse, sınıf örgütlenmesine ne gerek var? Yüksek yerlerdeki insanları patlayıcı sesiyle korkutmak mantıklıysa, partiye olan ihtiyaç nerede kaldı? Eğer meclis balkonundan bakanların sırasına nişan almak o kadar kolaysa, mitinglere, kitle hareket­lerine ve seçimlere ne gerek var?

Bizim gözümüzde, bireysel terör kesinlikle kabul edilemez çünkü kitlelerin rolünü kendi bilinçlerinde küçültür, güçsüzlüklerine onları ikna eder ve onların gözlerini ve umutlarını bir gün gelip görevini tamamlay­acak büyük bir intikamcı ve kurtarıcıya çevirir. Anarşist ‘görev propagandası’ kahinleri istedikleri kadar terör hareketlerinin kitleler üstündeki yükseltici ve uyarıcı etkisinden bahsedebilirler. Teorik düşünceler ve siyasi tecrübe tam tersini işaret eder Terör hareketleri ne kadar ‘etkili’ olursa tesiri o kadar büyük olur ve kitlelerin organizasyon ve kendini yetiştirme meraklarını o dere­cede azaltır. Fakat karmaşanın dumanları çekilir, panik kaybolur, öldürülen bakanın halefi gelir, hayat eski haline döner, kapitalist sömürü çarkı eskisi gibi döner; sadece polis baskısı daha merhametsiz ve pişkin olur. Sonuç olarak, tutuşan umutlar ve yapay heyecanın yeri­ni hayalden uyanma ve duygusuzluk alır.

Grevlere ve işçi kitlelerinin hareketlerine son verme çabaları her zaman ve her yerde başarısızlığa uğramıştır. Kapitalist toplumun aktif, hareketli ve zeki bir prole­taryaya ihtiyacı vardır; bu sebepten proletaryanın elini ayağını uzun süre bağlayamaz. Diğer taraftan anarşist ‘görev propagandası’ devletin fiziksel yıkım ve mekanik baskı yönünden teröristten daha zengin olduğunu kanıtlar.

O halde, devrimden nerede ayrılır? Bu olaylar onu imkansız hale mi getirir? Pek değil. Çünkü devrim sadece mekanik yolların basit bir toplamı değildir. Devrim sınıf mücadelesinin^şekillenmesiyle ortaya çıkar, ve zaferi sadece proletaryanın toplumsal fonksiyonlarıyla kazanır. Politik kitle grevi, silahlı ayak­lanma, devlet gücünün fethi bunlar hep üretimin gelişme derecesine, sınıf güçlerinin ayarlanması, proletaryanın sosyal ağırlığı ve son olarak ordunun sosyal bileşimine bağlıdır, çünkü silahlı kuvvetler devrimin devlet gücünün kaderini belirlemesindeki faktördür.

Sosyal Demokrasi varolan tarihsel durumlardan çıkan devrimden kaçınmaya çalışmayacak kadar gerçekçidir; aksine, gözlerini dört açarak devrimi bekler. Fakat anarşistlerin ve onlara karşı girişilen doğrudan mücadelenin tersine Sosyal Demokrasi toplumun gelişimini yapay şekilde zorlayan ve proletaryanın yeter­siz devrimci gücünün yerine kimyasal hazırlıkları geçiren bütün yöntemleri ve yolları reddeder.

Bir politik mücadele yöntemi seviyesine yükselme­den önce terörizm bireysel intikam eylemleri olarak ken­dini gösterir. Klasik terör ülkesi Rusya’da durum böyley­di. Siyasi tutukluların kırbaçlanması Vera Zasulich’i genel infiali General Trepov’a bir silahlı saldırı düzenley­erek ifade etmeye itti. Onun örneği kitle desteğinden yoksun devrimci enteljans çevresinde taklit edildi. Düşünülmeden girişilen intikam hareketi 1879 – 81 arasında bir sistem haline geldi. Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’daki anarşist silahlı saldırı patlamaları daima hükümetin zulüm hareketlerinin grevcilerin vurulması ya da siyasi muhaliflerin infazı ardından gelir. Terörün en önemli psikolojik kaynağı çıkış noktası arayan intikam duygusudur.

Sosyal Demokrasi’nin satın alınan ve herhangi bir terör hareketinde insan hayatının ‘mutlak değeri’ hakkında açıklamalar yapan ahlakçılarla hiç bir ilgisinin olmadığını tekrar konuşmanın gereği yoktur. Bunlar, diğer durumlarda, diğer mutlak değerler adına ülkenin onuru ya da kraliyetin prestiji için milyonlarca insanı savaşa sürükleyenlerle aynı kişilerdir. Bugün ulusal kahramanları kutsal özel mülk hakkını veren bakandır; yarın ise, çalışmayan işçilerin umutsuz elleri yumruk olduğunda ya da bir silah aldığında, her şekilde şiddetin kabul edilemez olduğuna dair saçmalıklarına başlaya­caklardır.

Ahlakın ikiyüzlüleri ve çekingenleri ne derse desin, intikam duygusunun da hakları vardır. Muhtemel dünyaların bu en iyisinde olup bitenlere kayıtsızlıkla bak­mayarak işçi sınıfına en iyi morali verir. Proletaryanın tat­min olmamış intikam duygusunu söndürmemek, tam tersine tekrar tekrar karıştırmak, derinleştirmek ve bütün haksızlık ve insan alçaklıklarının gerçek sebeplerine yönlendirmek Sosyal Demokrasi’nin görevi budur.

Terör eylemlerine karşıysak, bunun sebebi bireysel intikamın bizi tatmin etmemesidir. Kapitalist sistemle olan hesabımız bakan denilen bir memura sunulamayacak kadar büyüktür. İnsanlığa karşı işlenen bütün suçları, insan vücudunun ve ruhunun maruz kaldığı bütün hakaretleri mevcut sosyal sistemin çarpık sonuçları ve ifadeleri olarak görerek bütün enerjimizi bu sisteme karşı toplu mücadeleye yönlendirmek yanan intikam arzusu bu şekilde manevi tatmine ulaşabilir.

Bireysel Terörün İflası 1909

Bütün bir ay boyunca,’ gerek Rusya’da gerek dünya çapında, okuyup düşünebilen herkesin dikkati Azef üstünde odaklanmıştı. Onun ‘dava’sı yasal gazetelerden ve Duma delegelerinin Azef hakkında gensoru istemeleriyle çıkan tartışmaların hikayelerinden biliniyor­du.

Şimdi Azef geri plana çekildi. Adı gazetelerde giderek daha az geçiyor. Buna rağmen, Azef’i tamamen tarihin çöplüğüne bırakmadan önce, ana siyasi dersleri topar­lamak gereklidir. Azef gibilerinin entrikalarının gerektir­diğinden değil, fakat genel olarak teröre ve ülkedeki siyasi partilerin ona karşı takındıkları tavra bir bakış olarak.

Siyasi devrim için bir yöntem olarak bireysel terör biz Rusların ‘ulusal’ vergisidir.

Elbette, ‘zalim hükümdarların’ öldürülmesi ‘zalimlik’ kurumu kadar eskidir; ve her yüzyılda her şair özgürlük hançerinin anısına birkaç beste yapmıştır.

Fakat 1880 lerin Narodnaya Volya (İnsanların Arzusu) üyelerinden birinin ifade ettiği gibi, prensleri, bakanları, kralları ‘Sashka’ları (çarlar Alexander I ve III’ ün kısalt­ması) arka arkaya öldürmeyi görev edinen, kendini mut- laklığın bürokratik hiyerarşisine uyarlayan ve kendi devrimci bürokrasisini yaratan, sistematik terör Rus enteljansının biricik yaratıcı güçlerinin ürünüdür.

Elbette, bunun için derin sebepler olmalıdır ve biz bunları önce Rus otokrasisinin yapısında ve sonra Rus enteljansının yapısında aramalıyız.

Mutlaklığı mekanik yollarla yok etme fikri popüler olmadan önce, devlet mekanizması zorlamanın sosyal organizasyonla hiç bir bağı olmayan dış uzvu olarak görülmeliydi. Rus otokrasisi devrimci enteljansa aynen bu şekilde görünüyordu.

Rus Terörünün Tarihsel Dayanağı

Bu görüntünün kendi tarihsel dayanağı vardı. Çarlık idaresi Batının kültürel açıdan daha gelişmiş devlet­lerinin baskısı altında şekillendi. Devam edebilmek için, popüler kitleleri kurutmalıydı, ve bunu yapmak için de en imtiyazlı sınıfların altından bile ekonomik dayanaklarını çekti. Ve bu sınıflar kendilerini Batıdaki imtiyazlı sınıfların ulaştığı politik seviyeye çıkaramadılar.

Buna on dokuzuncu yüzyılda Avrupa borsasının güçlü baskısı eklendi. Çarlık rejimine ne kadar büyük miktarda borç verdiyse, çarlık ülke içindeki ekonomik ilişkilere o kadar az bağlandı.

Avrupa sermayesi yoluyla kendini Avrupa’nın askeri teknolojisiyle silahlandırdı, ve böylece kendini toplumun bütün sınıflarının üstüne çıkararak ‘kendine yeten’ (göre­celi olarak elbette) bir kurum oldu.

Böyle bir durum doğal olarak bu yabancı üst yapıyı dinamitle havaya uçurma fikrini doğurabilirdi.

Enteljans Batı’nın direkt ve hızlı baskısıyla oluşmuştu; düşmanları olan devlet gibi onlar da ülkenin ekonomik gelişme seviyesinin üstüne çıktılar devlet teknolojik, enteljans ideolojik olarak.

Bu arada Avrupa’nın daha eski burjuva toplumlarında devrimci fikirler az ya da çok devrimci güçlerin gelişmesine paralel ilerledi, Rusya’da enteljans Batı’nın hazır kültürel ve politik fikirlerini aldı ve düşünceleri ülkenin ekonomik gelişimi destek alabilecekleri ciddi devrimci sınıfları doğurmadan önce değişime uğradı.

Modası Geçmiş

Bu koşullar altında, enteljans için devrimci hevesleri­ni nitrogliserinin patlayıcı gücüyle çoğaltmaktan başka yapacak şey kalmıyordu. Narodnaya Volya’nın klasik terörü böyle başladı.

Sosyal Devrimcilerin terörü büyük ölçüde bu tarihsel faktörlerin bir ürünüydü: bir tarafta Rus devletinin ‘kendine yeten’ despotluğu, diğer tarafta ‘kendine yeten’ Rus devrimci enteljans.

Fakat yirmi yıl aynı etkiyle devam etmedi, ve ikinci dalga teröristler meydana çıktığında bunlara “modası geçmiş” diye etiket yapıştırıldı.

1880 ve 1890 ların kapitalist “Fırtına ve Stres” döne­mi büyük bir sanayi proletaryası yaratıp birleştirdi, kırsal kesimin ekonomik yalnızlığına yollar açarak ve onu fab­rika ve şehirle birleştirerek.

Narodnaya Volya’nın arkasında hiç bir devrimci sınıf yoktu. Sosyal Devrimciler devrimci proletarya görmek istemiyorlardı; en azından tarihsel önemini değerlendirmekten uzaktılar.

Elbette, Sosyal Devrimci literatürden kitle mücade­lesinin yerine değil, onunla beraber terör uyguladıklarını söyleyen bir düzine garip alıntı yapılabilir. Fakat bu alıntılar sadece terör ideologlarının Marksistler’e kitle mücadelesinin teorisyenlerine karşı yürüttükleri mücadeleye şahitlik edebilir.

Fakat bu durumları değiştirmez. Esasında terör “büyük an” için yoğun bir enerji, bireysel kahramanlığın anlamının idrakini ve son olarak mantıksal değilse de psikolojik olarak kitleler arasındaki heyecanlı ve orga­nize işi dışlayan “kapalı” bir kumpas ister.

Teröristler için, geniş politika alanında sadece iki tane odak noktası vardır: Hükümet ve Muharebe Organizasyonu. “Hükümet geçici olarak bütün diğer akımların varlığına alışmaya hazır”, diye yazıyordu arka­daşlarına Gershuni (Sovyet Rusya’nın Muharebe Organizasyonunun bir kurucusu) ölüm cezasıyla karşı karşıyayken, “fakat bütün gücünü Sosyal Devrimci Parti’yi yok etmeye harcamaya karar verdi.”

Aynı anda başka bir SR teröristi Kalayev “Muharebe Organizasyonunun liderliğindeki kuşağımızın otokrasiyi halledeceğine inanıyorum” diyordu.

Terör çerçevesinin dışındaki her şey mücadele için bir dekordur; en iyi ihtimalle yedek bir yol. Patlayan bombaların kör edici ışığında, siyasi partiler ve sınıf mücadelesinin ayırımı iz bırakmadan yok olur.

Ve romantiklerin en büyüğü ve yeni terörizmin en iyi pratisyeni Gershuni’nin yoldaşlarına “sadece devrimci saflarıyla değil genel olarak muhalefet partileriyle ayrı düşmekten kaçınmalarını” söyleyen sesini duyarız.

Terörizmin Mantığı

“Kitlelerin yerine değil, onlarla beraber.” Fakat terörizm parti içinde sınırlı ve ikincil bir rolle yetinemeye­cek kadar “mutlak” bir mücadele şeklidir.

Devrimci sınıfın yokluğu ile doğan ve sonradan devrimci kitlelerin güvensizliği ile yeniden yaratılan terörizm kendini sadece kitlelerin zayıflığı ve organizasyonsuzluğundan yararlanarak, zaferlerini abartarak ve yenilgilerini minimize ederek besleyebilir.

Savunma avukatı Zhdanov, Kalyaev davasında teröristler için “kitlelerin zamanımızın Bastille’ini yıkmak için yaba ve sopalar kullanmalarının imkansız olduğunu gördüler” dedi. 

“9 Ocaktan sonra (1905 devriminin başlangıcı olan Kanlı Pazar katliamı) olanlar çok iyi gördüler; ve makinalı tabanca ve tüfeğe revolver ve bomba ile cevap verdiler; yirminci yüzyılın barikatları bunlar.”

İnsanların sopa ve yabalarının yerine bireysel kahra­manların revolverleri; barikat yerine bomba terörizmin gerçek formülü.

Ve partinin “sentetik” teorisyenleri tarafından ikincil bir role düşürülse de terör daima özel bir onur yerine sahiptir. Ve resmi parti hiyerarşisinin Merkez Komitenin altına koyduğu Muharebe Organizasyonu kaçınılmaz olarak onun üstüne, partinin ve bütün yaptıklarının üstüne çıkar, zalim kader onu polis merkezinin altına yerleştirene kadar.

Ve bu polisin kumpası sonucunda Muharebe Organizasyonunun çöküşünün partinin de politik olarak çökeceği anlamına geldiğini açıklar.

“Bizim gözümüzde, bireysel terör kesinlikle kabul edilemez çünkü kitlelerin rolünü kendi bilinçlerinde küçültür, güçsüzlüklerine onları ikna eder ve onların gözlerini ve umutlarını bir gün gelip görevini tamamlay­acak büyük bir intikamcı ve kurtarıcıya çevirir. ”

TROTSKY

“Devrimci sınıfın yokluğu ile doğan ve sonradan devrimci kitlelerin güvensizliği ile yeniden yaratılan terörizm kendini sadece kitlelerin zayıflığı ve organizasyonsuzluğundan yararlanarak, zaferlerini abartarak ve yenilgilerini minimize ederek besleyebilir..”

TROSKY

Yayınlanmadan önce makalelerimizden haberdar olmak isterseniz?
E-Mail Listemize Abone Olun!

TEKNİK

Yeni Teknolojik Gelişmeler

POLİTİK

Çağdaş Totaliterizm

FİLOZOFİK

Diyalektik

Review

92%

Our Rating
92%

About The Author

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EN İYİ HOSTING FİRMASI

Son Tweetlerim

Video

Loading...

Haberciye Kayıt Olun

Güncel çalışmalarımdan ve bilimsel gelişmelerden haberdar olmak için mail listemize kayıt olun

You have Successfully Subscribed!